ÖZ TÜRKÜ ve ŞIIRLERIMIZ

Bir sandığım var                                          Ana sayfa

Bir sandığım vardır sırmadan telden

Bir çift turnam vardir tomurcuk gülden

Nasıl ayrılayım gül yüzlü yarden

 

Işte böyle böyle hal deli gönül

Ister ağla ister gül deli gönül

 

Bir yanım Erzincan vermem Bayburdu

Yıkılsın düşmanın taht ile yurdu

Sağ olasın anam beni doğurdu

 

Seneler seneler kötü seneler

Gide de gelmiye kötü seneler

 

Faytonlar geliyor üstü pareli

Askerler geliyor bağrı yaralı

Kımımız nişanlı kimimiz evli

 

Sene gardaş sene ille bu sene

Gide de gelmiye bu hayin sene  

 

KIRINTININ BAŞLARI

Kırıntı’nın başları

Kan ağlıyor taşları

İsmail’i vuranlar

Arnavudun puştları

 

Karaca’ya meclis kuruldu

Akan sular duruldu

İsmail’i sorarsan

Sağ gözünden vuruldu

 

Atımı oynatmayın

Suyumu kaynatmayın

Yavrularım küçücek

Vurup da ağlatmayın

 

Kırandan aşamadım

Aşıp savuşamadım

Babam Kemaha gitti

Varıp kavuşamadım

 

Kapıda kanım akıyor

Anam gözüme bakıyor

Kan tabuttan akıyor

Yavrularım bakıyor

 

Aziz haydi kaçalım

Abdallı’dan geçelim

Kaça kaça yoruldum

Sağ gözümden vuruldum

 

Bir annem üç de bacım

Çekerler benim acım

Hepisi de var ama

Anamla büyük bacım

 

 

KIRINTININ YEMEKLERİ
Kırıntının milli yemeği : pancar çorbası.
Gatıksız yenmez, gardif gavurması.
Mercimekle hamurdan yapılır, kesme çorbası.
Halburla şekil alır, halbur hurması.

Üstünde eti ile, lezzetlidir keşkek.
Siron derler, muhteşem bir yemek.
Yayla yemeğidir, çiğden yapılır guymak.
Çok zordur,herle ile doymak.

Kulplu kazanda kaynatılır hedik.
Çanakçı yaylasından toplanır düdük.
Soğan bostanlarında çoktur erik.
Yıllardır yemedim, yoğurtlu evelik.

Öyle çok özledim ki, çaşur mantarını.
Bulmak için, çok gezmeli dağları.
Kabartıp toprağı, fışkırır yer yaran mantarı,
Zahmete değmez, rastlarsam yerim gızıl mantarı.

Sırganı seven, acısına katlanır.
Yarpuz, gatıklı çorbaya katılır.
Yuha ile bulgurdan, tavşan içi yapılır.
Peşgüdan çorbası, insanı ac yatırır.

İlkbaharda çıkar, yemlikle madımak.
Hoşverenle kertmelinin, tadına bak.
Yumurtalı koyurman; tabak,tabak.
Kolay değil,anuk için dağ dolanmak.

Somun ekmeği olmadan, sofra kurulmaz.
Eyişsiz, teknede hamur yoğrulmaz.
Yağda kızartılır bişi, keteye doyulmaz.
Sac ekmeği yenir yaylada, somun sorulmaz.

Ahlat armudunun kurusuna, fırıç denir.
Fırıç suyu olmadan, sarmamı yenir.
Unu da var fırıcın, dövme gavudu denir.
Aman az yiyin, boğazınız kitlenir.

Söğüş sevmeyen, zuhumun pekini yesin.
Pancar dipliyesi, çok gıdalı besin.
Galecoş yemeğe, varmı hevesin.
Semürümü, mercimek haşılınımı seversin.

Garaburgada etler pişer, ilik ilik.
Paltuçukurda, ayılar yer bilik.
Çok severim, yalancı dolmayı,
Hiç sevmem; andıra galsın, tuzlu gılik.
15 / 5 / 1999 Sefa ÖZTÜRK


TURNALAR

Havalanmış uçup giden turnalar

Uçun sılaya doğru, uçun turnalar

Herkeş göç eylemiş, boş evler, yuvalar

Uçun sılaya doğru, uçun turnalar

 

Geçin çivrişondan, tuz taşından

Çimenler biter gözlerimin yaşından

Haber beklerim turnasından, kuşundan

Hıdırlezin tepesine konun turnalar

 

Köyün üzerinde uçun dolaşın

Uzak durmayın hemen yanaşın

Zaman geçmeden silaya ulaşın

Harman taşlarına konun turnalar

 

Bizim hanede eylenin kalın

Oradan bizlere haberler salın

Baştan sona muradınızı alın

Dağına, taşına selam turnalar

 

Yaylada yayılır koyunlar, kuzular

Yaylaya çıkmış gelinler, kızlar

Sila dedikçe sinalarım sızılar

Dağına, taşına selam, selam turnalar

 

Isız kaldı ana, baba yurdu

Köylere indi dağların kurdu

Ayrılığın oku sinamı vurdu

Petekliğin kıranına konun turnalar

 

Uçun kanadınız yorulup düşmeden

Vade dolup, ömür bitmeden

Bir su için Ismail´in çeşmeden

Kana, kana için, için turnalar

 

Ismail Günel (Ismail Şıh)